Üç kıtada nam salmış, irili-ufaklı pek çok ülkeyi tek bir hâkimiyet altında yönetmiş, insanlığın hasret kaldığı adalet kavramının adeta tecessüm edip devletleşmiş hali olan Osmanlı’nın yıkılmasından sonra asırlardır aynı sancak altında yaşadığımız, aynı sınırlar içinde kardeşçe büyüdüğümüz, aynı değerlere sevinip üzüldüğümüz Ortadoğu, Balkanlar ve Afrika’daki kardeşlerimizle ayrı kaldık ve birbirimizden uzaklaştık. Bu uzaklaşmanın neticesi olarak asırlardır muhabbetle ördüğümüz aramızdaki kopmaz bağlar tel tel dökülmeye başladı ve biz de birbirimize yabancılaşmaya başladık. Öyle ki tek devletin bir milletiyken farklı devletlerin birbirinden ayrışan, hatta birbirine düşmanlaşan milletleri haline geldik. Bu hal ise ülkemiz ve diğer bölge ülkelerinin kendi kabuğuna çekilmesine ve yalnızlaşmasına neden oldu.

 

Bu vahim vaziyetten kurtulma çaresi ise, bu bölgelerdeki kardeşlerimizle olan kadim bağlarımızın tekrar canlandırılmasıyla mümkündür. Toplumun can damarı olan gençlerin, bu canlanma ve kenetlenmenin de can damarı olacakları su götürmez bir gerçektir. Türkiye’nin son yıllarda bölge ve bölge insanını ilgilendiren konularda aldığı inisiyatiflerle etkin rol oynamasının, bölge insanının ve gençlerin Türkiye’ye tekrar umutlu ve müspet bir nazarla bakmalarını sağladığını ve bölge insanının gözünde bir cazibe merkezi haline geldiğini göz önünde bulundurursak, bölgenin genç kesiminin Türkiye’ye gelip öğrenimlerini burada sürdürmeleri, Türk kültür ve değerlerini tanıyıp bu maddî ve manevî değerleri ve tecrübeleri ülkelerine taşımaları ve ülkelerinde Türkiye’nin birer kültür elçileri olmaları azami önem taşımaktadır. Bu açıdan ülkemizde bulunan 80 bin uluslararası/misafir öğrencinin ülkemizin kaynaklarından ve imkânlarından faydalandırılarak kendilerine rahat ve gelişmelerine katkı sağlayacak bir ortam sağlanması önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu öğrencilerle Türkiye’de bulundukları süre zarfında ilgilenilerek onların maddi-manevi ihtiyaçlarına yardımcı olunması, bu gençlerin zararlı çevrelerden uzak tutulması ve kaliteli birer birey olarak yetiştirilmelerinde uluslararası öğrenci derneklerine büyük görev düşmektedir.

 

Bu bağlamda Hayrât Uluslararası Öğrenci Derneği olarak bizler, sorumluğumuz altındaki öğrencilere sadece barınma imkânı sağlayıp maddi ihtiyaçlarını gidermenin yeterli olmadığını düşünüyoruz. Kaliteyi, donanımlı olmayı ve fedakârlık bilincini ön planda tutmakta, öğrenciyi Türkiye’deki eğitimi süresince maddi-manevi yetiştirmekte, ülkesine dönerken ülkesine Türkiye modelini taşıyan ve ülkesi, bölgesi ve ümmeti için hizmet edecek bir ruhla hareket eden öğrenci profili planlamakta ve adımlarımızı buna göre atmaktayız.

 

Bizler tevarüs ettiğimiz İslam medeniyeti mirasıyla, tevhid esasları üzerinde yükselecek, dünyada adaletin, doğruluğun ve iyiliğin savunucuları olacak bir nesil yetiştirmek istiyoruz. Bu nesil, insanın varoluşunu anlamlandırmış, bilgi kaynakları çok katmanlı ve çeşitli olan, kendi metodolojilerine sahip kişiler olarak Müslüman kimliğinden taviz vermeden, modern dünyanın meydan okumalarına karşı İslam medeniyetinin sahih ve selim cevaplarını verecektir. Aşağılık duygusundan kurtulmuş, kendi değerlerine sahip çıkan özgüvenli Müslüman bireyler Dünya’nın zalimlerin satranç tahtası olmasına izin vermeyecek, her hal ve şartta zulme karşı duracak, hakkı tutup kaldıracaklardır. Bilimde ve sanatta tek boyutlu ve indirgemeci olmaktan kaçınacak, hayatın ve bilginin farklı katmanlarına eşit derecede nüfuz edeceklerdir. Tevhid esaslarını bireysel ve toplumsal düzeyde yeşertecek, başka medeniyetlerle de bir arada ve barış içinde yaşayacakları bir dünya inşa edeceklerdir.

 

Dünyanın farklı coğrafyalarından getirip burada yetiştireceğimiz öğrenciler birer “muvahhid” olacaklar, bilimde ve sanatta “çokluktan birliğe” ulaşacaklardır. Yunusla, Mevlana ile, Hacı Bayram Veli ile buluşacaklar, “Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü” felsefesiyle dünyanın dört bir tarafına İslam’ın şefkat tohumlarını ekeceklerdir. Osmanlı geleneği ile tanışacaklar, bu topraklarda asırlarca hüküm süren adalet ve refahın izlerini süreceklerdir. İman hakikatleriyle bugün bir kez daha dünyanın sorunlarına kendi zaviyemizden, kendi ilaçlarımızı üreteceklerdir. Kur’an ve sünnetin taptaze öğretileriyle bireysel ve toplumsal bir diriliş gayesiyle yaşayacaklardır. Bunun için İslam medeniyeti, İslam coğrafyası, İslam düşüncesi, Osmanlı Tarihi dersleri verilecek, geçmiş mirasımızdan yola çıkarak Kuran ve sünnetin rehberliğinde tevhid merkezli bir toplum inşası için çalışacak bireyler yetiştirilecektir. Türkçeyi en güzel bir şekilde öğrenecekler, Anadolu irfanıyla buluşacaklardır. Yunus’u, Akif’i, Bediüzzaman’ı Türkçe okuyacaklar, hikmet ve marifetle dünyaya bakacaklardır. Kendi memleketlerine döndüklerinde Müslüman “ben idrakine” sahip, özgüvenli bireyler olarak bilim ve sanatta, ekonomi ve siyasette tevhid esaslarını yeşerteceklerdir. Dava şuuruna sahip, fedakar, hakkı ve adaleti gözeten, İslam’ın güzellikleri hayatına ve davranışlarına yansımış kişiler olarak miras ve geleneklerini dünyaya taşıyacaklardır.

 

Özetle geleceği inşa edip söz sahibi olacakların hizmetkâr liderler olacağına dair kuvvetli ümit beslemekte ve bütün mesaisini bu seçkin nesli yetiştirmeye adayan bir ekip olduğumuzu iftiharla ifade eder, saygılarımı sunarım.

 

Cengiz Günaydın

Hayrât Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı

Start typing and press Enter to search

>